PEST KONTROL – TEKNİK İLAÇLAMA

Pest Kontrol veya Haşere Kontrol; insanların yaşadığı veya bulunduğu her yerde mutlaka bulunan ve insanlara, hayvanlara, bitkilere, yiyecek-içeceklere, kısacası her tür canlıya ve nesneye zarar veren haşerelerin tespit ve yok edilmesi işlemlerini kapsar.

Yeryüzünde en hızlı üreyen, en dayanıklı ve en ısrarlı canlılar olan haşerelerin büyük çoğunluğu genellikle havaların ısınmasıyla ortaya çıkmaktadır. Ancak dört mevsim varlıklarını devam ettiren türlerin sayısı da oldukça fazladır. Doğrudan insanları hedef almasa bile hemen hemen bütün haşereler taşıdıkları virüs ve bakterilerle salgın oluşturabilecek kadar ciddi tehlike potansiyeline sahiptir. Zarar vermeseler de görünümleriyle bile yaşam ve çalışma ortamı kalitesini düşürürler.

Pest Kontrol sadece ilaçlama işlemi değildir, bütünsel bir yaklaşım gerektirir. Bütünsel haşere kontrolü sunmanın anlamı, haşere sorununun kaynaklarının incelenmesi, sorunun giderilmesi ve tekrarlanmaması için gereken önlemlerin alınması sırasıyla hareket etmek demektir. Böcek, hamam böceği, örümcek, gümüş böceği, akrep, akar, pire, sinek, sivrisinek, karınca, kene, fare, tahtakurusu gibi bütün haşereleri bu sırayı izlemek suretiyle yok edilir. Haşereyle mücadele amaçlı kullanılan biyosidal ürünler Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış ve hedef dışı canlılara ve çevreye saygılı ürünler olmalıdır.

Haşere Türleri:

  • Karınca: Karıncalar farklı sınıflarda topluluklar oluştururlar. En kalabalık olanları işçi karıncalardır. İşçi karıncaların eşey organları körelmiştir. Besin sağlama yuva yapma, savunma ve yavru bakımı gibi işlevleri yerine getirirler. Kraliçenin ise eşey organları oldukça gelişmiştir. Sadece yumurta bırakırlar. Çiftleşme döneminde kanatlı olmaları ile işçilerden ayrılırlar. Bazıları 15-20 yıl yaşayabilir. Erkekler ise ince yapılıdır kanatlarını atmazlar. Çiftleşmeden birkaç gün içinde ölürler.
  • Yaban Arısı: Yaban arıları ısırmaları ve alerjik reaksiyonlara neden olarak zarar verirler. Çekici yiyeceklerin ve su birikintilerinin bulunduğu ortamları severler.
  • Kene: Hayat evrelerini tam başkalaşım (yumurta, larva, nimf, ergin) olarak tamamlarlar. Yumurta dönemleri hariç diğer tüm dönemlerinde kan emmek durumundadırlar. Kan emme esnasında konaklarında sekonder bakteriyel enfeksiyonlar ve miyasis larvaları için uygun ortamı oluştururlar. Tükürük salgılarıyla konaklarında zehirlenme ve anemiye sebep olmaları gibi birçok zararlı etkiye de sebep olmaktadırlar. Evcil hayvanlarda et, süt, yumurta, yapağı veriminin düşmesine kalitesinin bozulmasına neden olurlar. Kenelerin esas zararı kan emmiş kenenin konak değiştirerek virüs, bakteri riketsia, protozon ve helmint gibi birçok hastalık etkenini nakletme kabiliyetine sahip olmalarıdır. 200 kadar hastalık etkeni ile doğrudan ve dolaylı ilişkilerinin olduğu bilinen insan ve hayvan sağlığını tehdit eden en önemli dış parazittir.
  • Örümcek: Ev içlerinde köşelerde ağlar örerler. Bazı zehirli türler dışında herhangi bir zararı yoktur. Örümcek ağları sürekli temizlenmelidir.
  • Hamam Böceği: Hayat evrelerini yarı başkalaşım (yumurta, nimf, ergin) dönemleri olarak tamamlarlar. Yaklaşık 4500 türü bulunmaktadır. Olumsuz çevre şartlarına radyasyona, ultraviyole ışınlarına dayanıklıdırlar. Kanatları bu böcek türünün kalkanıdır. Hem aşırı sıcaktan, soğuktan, hem de zararlı ışınlardan korurlar. Hamam böceklerinin bir uzvu hatta başı koptuğunda bile yaklaşık bir hafta kadar yaşayabilirler. Başındaki antenleri yere vurarak besinin nemin nerede olduğunu bilirler ve diğerlerine haber vermiş olurlar. Isırıcı ve çiğneyici ağız yapısına sahiptirler. Nişastalı ve şekerli gıdaları çok severler. En hızlı çoğalan böceklerdendir. Besin artıklarının bulunduğu sıcak, nemli ortamlarda hızlı ürerler. Besinlerin üzerinde salya ve dışkılarını bırakarak gıda zehirlenmelerine sebep olurlar. Gördüğünüz bir hamamböceği aynı zamanda binlerce hamam böceğinin habercisidir, müdahale edilmese sorun daha da kronik bir hal alacaktır.
  • Karasinek (Musca Domestica): Yaşadığımız bölgede karşımıza çıkan her 10 sineğin 9’u karasinektir. Karasinekler özellikle çöp yığınları arasında dolaştıklarından hastalık bulaştırma olasılıkları çok yüksektir. Karasinekler günde ortalama 30-40 kez dışkı bırakırlar. Antenleri ve kanatlarındaki duyular sayesinde yön ve tehlikeleri çok iyi hissederler. Havadaki haraketliliği bu duyular sayesinde alırlar. Karasinek refleksleri insan reflekslerinin 10 katı kadar olup arka kanatlarının değişimiyle halter denen denge organı sayesinde üstün uçma kabiliyetine sahip hava akrobatıdırlar.Ortalama 3 km uçarak her yeri istila ederler. Vücutlarında çok çeşitli hastalık etmenlerini taşıdığı için dolaştığı her yere bu hastalık etmenlerini (kolera, dizanteri, çocuk felci, hepatit, gıda zehirlenmeleri, verem) bulaştırırlar.
  • Tahtakurusu: Her yerde bulunur. İnsanlarda kaşıntı ve alerjik rahatsızlıklar oluşturur. Sadece geceleri kan emmek suretiyle insanlara zarar verirler. Karanlık yerlerde gizlenirler. Kokuları ile tanınabilirler (viski kokusu). Emecek insan bulamadıkları zaman her çeşit hayvana saldırabilirler. Açlığa bir yıldan fazla dayanabilirler. Cüzzam, Nantrax, Paratifo, Tularemi, Yersina, Chagas, Kala-Azar hastalıklarını bulaştırırlar.
  • Akrep: Kıskaçları ve uzun kuyruklarıyla kolaylıkla tanınabilirler. Kızdırıldığı zaman zehirli iğnelerini insanlara batırırlar. Akrepler geceleri hareket ederler gündüzleri ise taşların altında, ağaç kavuklarında, molozlarda, tavan aralarında ve evlerin alt kısımlarında saklanırlar. Akrepler böcek, örümcek, kırkayak, larva ve tesbih böcekleriyle beslenirler. Kurak ve sıcak bölgelerde daha çok görülürler.
  • Kemirgenler (Fare-Sıçanlar): Dünya üzerinde fare ve sıçanlar Antartika dışında her bölgede bulunurlar. İnsanların besinlerine ortak olup yediği besinlerin yanında en az on katı kadarını kirleterek zarar verirler. Kemiricilerin bulaştırdığı hastalıkların en korkuncu koyu renk kabarcıkla deride beliren ve siyah ölüm denilen veba hastalığıdır. Kemirgenler gıda maddelerini dışkı ve idrarları ile kirleterek kullanılamaz hale getirirler. Ayrıca ekili ve depolanmış ürünleri kumaş ve inşaat malzemelerini, elektrik, telefon kablolarını kemirerek tahrip ederler. Çevre şartlarına üstün bir uyum yeteneğine sahiptirler. Fare ve sıçanlar genelde gececidirler. Küçük gruplar halinde yaşar ve grup içerisinde belli kurallar hâkim olup bu kurallara sıkı sıkıya bağlıdırlar. Şüphelendiği yiyecekleri tüketmeme eğiliminde bilmedikleri yabancı barınaklara girmede ve yerleşmede tereddüt ederler. İlkbaharda ve sonbaharda üreme aktiviteleri artar. Fare ve sıçanların görme yeteneği az olup buna karşın koku alma, tat ve denge duyuları oldukça gelişmiştir. Üç tür fare ve sıçan mevcuttur. Bu türler; Siyah sıçan çatı sıçanı (rattus rattus), Norveç sıçanı (rattus norvegius), Ev faresi veya fındık faresi (mus musculus)tur.
  • Sivrisinek: Yaz geceleri özellikle durgun havalarda kan emecekleri kişinin etrafında uçarak çıplak olan vücut bölgelerinden kan emmeye çalışırlar. Kan emilen yerde kaşıntının yanı sıra birçok bulaşıcı hastalığı da bulaştırırlar. Sivrisinekler tam başkalaşım geçiren böceklerdir, hayat evrelerinde dört dönem bulunmaktadır.1-yumurta dönemi 2-larva (1.dönem 2.dönem 3.dönem 4.dönem) 3-pupa dönemi 4-ergin dönemleridir. Yumurta ve larva dönemlerini su içerisinde geçirirler. Gelişim süresi ortam sıcaklığı, nem, suyun fiziksel ve kimyasal özellikleri, gün uzunluğu, iklimsel değişmeler gibi faktörlerden etkilenmektedirler. Yumurtadan ergin bireye kadar geçen süreç yaklaşık iki hafta kadardır. Sivrisineklerde erkek bireyler kan emmezler. Dişiler kan emerek beslenirler. Ergin bir sivrisinek birkaç dakikada kendi ağırlığının 2-3 katı kan emebilir. Kan emen dişi yumurtladıktan 48-60 saat sonra ölür. 3560 adet sivrisinek türü bulunmaktadır. Ülkemizde ise kayıtlı sivrisinek türü yaklaşık 60 kadardır. 150’den fazla virüs hastalığı taşımaktadırlar.
  • Bit: En önemli asalaklardandır. Baş, elbise, kasık bitleri olarak ayrılırlar. Bitler insanda ergin dişiler yumurtalarını tek tek saç tellerine bırakırlar. 6-8 gün sonra yavru çıkararak 18-20 gün sonra çiftleşecek duruma gelirler. Bitler kaşıntı ve alerjik reaksiyonlara neden olmakla birlikte hastalık ve zararlıyı taşıyarak da zarar verirler. Günde ortalama bir bit 50 cm3 kan emebilir.
  • Pire: İnsanlar ve birçok sıcakkanlı hayvan üzerinde asalak olarak yaşamaktadırlar. Pireler sıçrama yetenekleriyle bilinirler. Bir pire 30 cm yükseklik ve 50 cm uzaklığa sıçrayabilir. 3,5 saat kan emebilir. Hastalık taşıyıcıdırlar.
  • Gümüş Böceği: Un fabrikaları ve depoları kütüphane, ev, kâğıt depolarında sık rastlanan böceklerdir. Nemli, sıcak ve loş yerleri severler. Şekerli, unlu, kâğıt ürünlerle beslenirler.
  • Kulağakaçan: İlaçlama özellikle açık alanlarda yapılmaktadır. Kulağa kaçan böceği yapı olarak çok farklı bir böcektir, rahatlıkla tanınacak özeliklere sahiptir. Kulağakaçan böceği yapı olarak kafası küçük, karnı ise büyük haşerelerdir. Kulağakaçan böceğinin 6 ayağı ve başının ön kısmında 1 çift büyük, 1 çift ufak antenleri vardır. Kulağa kaçan ilaçlama önemlidir. Çünkü bu haşereler yapılarındaki özelliklerini de insanların aleyhine kullanabilirler. Kulağakaçanı diğer haşerelerden ayıran en belirgin özelliği, kuyruğunun uç kısmında 1 çift kıskacı olmasıdır. Bedenleri üzerinde minik kanatları vardır fakat bu kanatlarını uçmak için kullanmazlar. Beslenmelerine ve yaşam alanlarına göre farklı boy ve yapılara sahip olan kulağakaçan böcekleri ortalama 5 cm kadardır. Kulağakaçanlar beslenme olarak otçul beslenen haşerelerdir. Bitkilerin taze aksanlarından, yapraklarından, meyvelerinden yerler ve sebze ve meyvelerimize zarar verirler. Çiftçilere daha sağlıklı çalışma alanları sunmak ve ekinleri daha verimli hale getirmek için kulağakaçandan kurtulmak şarttır. Bu böcekler gündüz, gece fark etmeksizin dolaşıp beslenebilirler. Renkleri yaşadıkları bitki ve ortama bağlı olarak değişmektedir ancak çoğunlukla kızıl, kahverengi, siyah veya sarımsı renkte görülürler. Kulağa kaçan böcekleri ayrıca besin olarak böcek ölülerini ve diğer hayvanların leşlerini de tüketebilirler. Hatta bazen ufak börtü böcekleri de kıskaçları ile sıkıp öldürerek yiyebilmektedirler. Kulağa kaçan böcekleri insanlar için de tehlikeli haşerelerdir. Uyku anında insanların burnuna, ağzına ve kulağına kaçabilir. Kulağakaçan ismini de buradan almıştır.
  • Tesbih Böceği: Bodrumlarda ve ağaç kabukları altında rutubetli yerlerde yaşarlar. Kendisini küre şekline getirebilir.
  • Akar (Mite): Evlerimizde gereken hijyen koşullarını uygulamadığımızda ev tozu akarları (mite) denilen canlıların yaşamı için uygun ortam yaratmış oluruz. Ev tozu akarları; çevre koşullarına oldukça dayanıklı olan, sıcak ve nemli ortamlarda kolaylıkla çoğalabilen canlılar. Bir gram ev tozunda 100-500 adedi canlı olmak üzere, yaklaşık 19 bin akar bulunabilir. Milimetrenin üçte biri büyüklüğünde olduğu için onları çıplak gözle görmek mümkün değildir ancak mikroskop ile tespit edilebilirler. Yetişkin akarlar ortalama altı hafta yaşayabilir.  Dişi akar bu süre içinde 40-80 yumurta bırakır. Bir akar yumurtası dört hafta içinde yetişkin akara dönüşür. Akarların vücut proteinleri ve dışkıları allerji yapıcı özelliktedir. Bu allerjenlerin solunum yoluyla alınması astıma bile neden olabilir. Akarlar insan deri döküntüleriyle beslendikleri için yastık, yatak, halı ve kumaş kaplı mobilya gibi toz tutan ev eşyalarında yüksek oranda bulunur. Evdeki diğer odalara oranla, yatak odası en fazla akar barındıran oda olduğundan, akarlarla mücadeleye ilk olarak yatak odalarından başlanmalıdır.
  • Karafatma: Kara böcekgiller familyasının bir üyesidir. Latince ismi Blaps spp. olarak bilinir. Görüntüsü mat siyah bir renktedir ve ışığı kesinlikle hiç sevmeyen bir yapısı vardır. Evlerde, ahırlarda, çatılarda ve birçok yerde bulunabilir. Bulunduğu bölgelerde her tür tahıl ürünü ve hayvansal kalıntılar ile yaşamlarını sürdürebilir. Karafatma çoğu zaman hamam böceği ile karşılaştırılsa da aslında karafatma ile hamam böceği farklı canlılardır. (Ancak halk arasında koyu renkli bir hamam böceği türü olan Blatta orientalis için de “karafatma” veya “kara böcek” ismi kullanılmaktadır.) Bir karafatma, uzun bacakları ile dikkat çeker. Bunun nedeni genetik özelliklerini aldığı ailenin, çöl ortamından gelmesidir. Çöl ortamındaki yakıcı kuma uyum sağlamak için gövdelerini kumdan uzak tutma gereksinimi duyan bu böcekler, zaman içerisinde yaşam alanlarına uyum sağlamak adına uzun bacaklara sahip olmuşlardır. Karafatma insanları ısırmaz ya da sokmaz. Kendisine göre geliştirdiği tek bir savunma yöntemi vardır. Herhangi bir tehlike sezdiği anda amuda kalkmaya benzeyen bir pozisyon alır ve karnında bulunan bir keseden salgılanan sıvıyı etrafına fışkırtır. Bunu yaparken iki tane amacı vardır. Amaçlarından birisi, bu sıvı ile çevreye oldukça kötü bir koku yayarak düşmanını uzaklaştırmaktır. Bir diğer amacı ise, bu sıvının temas etmesi ile düşmanında oluşacak yanma hissinin düşmanını caydırmasıdır. Karafatma da birçok böcek türü gibi hızlı bir biçimde üreyebilme özelliğine sahiptir. Bulunduğu ortamlarda hemen hemen her şeyi yiyerek beslenebilir ve bu sayede hayatta kalabilir. Yaşam alanlarına girmesi, taşıdığı mikroplar nedeni ile sağlık açısından ciddi risk oluşturabilir.
  • Termitler: Genelde ancak yanlış olarak “beyaz karıncalar” olarak tanımlanan termitler, ahşap oyucu böceklerin en yıkıcılarıdır. İngiltere’de görülmezler ancak Tropik Bölgelerde, ABD’de, Avustralya’da ve daha az bir oranda, Avrupa Kıtasında görülürler. Ahşaba ek olarak, canlı ağaçlara, ekinlere ve plastik ve kauçuk dahil diğer birçok malzemelere saldırırlar. Geniş olarak bakılırsa, iki ana grupta incelenirler:
  • Kuru Odun Termitleri (Kalotermes Flavicollis): Bunlar, tamamıyla ahşabın içinde çalışırlar ve genellikle, çok ciddi hasar meydana gelene kadar belirlenemezler. Tahribat; yumurtalarını ahşap malzemeler ve mobilyaların çatlaklarına veya birleşim yerlerine bırakarak uçan yetişkinlerle başlar. Bu böcekler esas olarak, kıyı bölgelerinde bulunmaktadır.
  • Toprakaltı Termitleri: Bunlar yaygındır ve büyük tümseklerin içinde veya yaşlı ağaçların kütüklerinde yaşarlar. Kurumadan korunmak için çamur tünelleri inşa ederler. Bu çamur tünelleri, termit tehlikesinin büyük bir delilidir. Yeraltı termitlerinin en sık rastlanan üç grubu, ıslak ahşap termitleri (Termopsidae), nemli ahşap termitleri (Rhinotermitidae) ve yeraltında yerleşen termitlerdir.
  • Ev Teke Böceği (Hylotrupes Bajulus): Bu ahşap kemirici böcek, kurutulmuş yumuşak ahşaba zarar verir ve yumurtalarını, ahşabın çatlaklarına ve dar boşluklarına bırakır. Yumurtalar, 3 hafta içerisinde larvalara dönüşür. Larvalar, tünel açarak, bir gün içerisinde, kendi boylarına varan mesafede ahşabı imha edebilirler. Olgunluk dönemine yaklaştıklarında, yaklaşık olarak 35 mm uzunluğunda olduklarından, bu böceklerin sebep olduğu zarar inanılmaz olabilir. Yetişkin böcek tünel açtıktan sonra, uygun olmayan şartlarda çiftleşme mevsiminde ahşabı terk eder, geride 10 mm’ye kadar uzunlukta ve 6 mm’ye kadar genişlikte olabilen karakteristik oval bir uçuş deliği bırakır. Çiftleştikten sonra, bir böcek 200’e kadar yumurta bırakabilir. Bu böcek Avrupa, Rusya, Güney Afrika ve Türkiye’de bulunmaktadır. Görüldüğü bölgelerde kullanılan tüm yumuşak ağaçlar uygun ön koruma işleminden geçirilmelidir. Ahşap rutubetinin %28-30 olmasını ve 28-30°C’lik sıcaklıkları sever. Rutubet %8’in altına indirilirse ölür.
Pest Kontrol; Biyosidal Ürün Uygulama Operatörleri tarafından uygulanır. Profesyonel olarak bu işi yapacak olanların işyeri bazında “Biyosidal Ürün Uygulama Ruhsatı” na sahip olmaları zorunludur.

Pest kontrol talebiniz için formu doldurunuz…